Ri der ki... |
Bu ay ne yapsak, nasıl geçse diyenler için buyrun hepsi burada! Beni okuyun, takip edin eminim kendinize uygun bir etkinlik bulacaksınız! Enjoy! |
Bilen bilir filmlere bayılırım! izlemek, yorum yapmak, önermek, hele hele üzerilerine saatlerce konuşmak. Zaman zaman 90’lardan beri olan Sinema dergisi kolekyisonumu çıkartıp izlemediğim filmler listesi bile yaparım…
Aylık event listesinde önce bu ay sinemalarımızda neler var bir yoklamak istedim.
Şubat’ın en büyük olayı tabi ki !f İstanbul…festival seçimlerini de ayrıca yazıcam festival tutkunu olmayanlar için karşınızda Şubat ayı filmleri….
Macera Tutkunuyum aksiyonu severim…
The Rite - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=_hG3ktopqv8
The Green Hornet - 18 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=9btZIK3Obpg
The Next Three Days - 25 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=lti0vfCPZns
Romantiğim, Romantiksin, Romantik…
Barney’s version - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=XrUWjRONlEs
The Romantics - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=U-sgWHXJfZ4
Dram olsun gözüm dolsun…
Secretariat - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=UKmuvjL2cVw
Conviction - 25 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=NrPtr0aQx3s
Ödüllü film isterim…
The Fighther - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=TIcNP2F8cJg
King’s Speech - 18 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=pzI4D6dyp_o
Black Swan - 25 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=5jaI1XOB-bs
True Grit - 25 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=CUiCu-zuAgM
Yerli malı yurdun malı…
Aşk tesadüfleri sever - 4 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=Qn4Bev3TtU0
Bul Beni - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=i52Qb1zMi8g
İncir Reçeli - 11 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=aGiRffhiE8o
Çınar Ağacı - 11 Şubat /
Çalgı Çengi - 18 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=TfbU2mw_4RY
Ya Sonra - 25 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=uVvRApt5rsg
Sinyora Erica ile İtalyan olmak - 25 Şubat / http://www.youtube.com/watch?v=VZbPcejAae0
Her güne bir şarkı
Coldplay - Shiver
Yemek yemek benim için genelde ihtiyaçtan çok zevk meselesi…Bilen bilir severim yerim ama ne yazık ki fazlasıyla seçiciyim :) Her hafta aynı yerlerde yemeğe gitmekten gerçekten birçok insanın sıkıldığını (ben dahil) biliyorum.
Bu da yeni bir liste yapmamın en büyük nedeni İstanbul’da bir çok yer var ama gitmiyoruz kısır döngünün içinde sıkışıp aynı yerlerde daha farklı zevkler almayı umut ediyoruz ( deliliğin bir kanıtı).
Listedeki yerlerin bir çoğuna gitmedim ama gitmeyi planlıyoru siz de aynı yerlerde yemekten sıkıldıysanız buyrun bir kaç tane öneri..
Aylardır liste yapamamış olmamın hiç bir sebebi yok sanırım. Son posttan beri işler değişti yeni insanlar geldi - gitti, eski dostlar taşındı kısacası hayat süprizlerle akışında devam etti.
Kafada yeni oluşumlar yeni yazılar var ama şekil aşamasında. Bu nedenle şimdilik sizlere Ocak ayı listemi sunuyorum. Aşağıdakiler dışında bir çok başka event tabi ki var ama benim nacizane listem budur:)
06 Ocak Perşembe – Yeni yıl konseri : Strauss Gecesi @ İş Sanat / 20:00 / 87 – 71 TL - http://www.biletix.com/event.htm?id=MLZ02
07 Ocak Cuma - Thieves Like Us @ Roxy / 23:00 / 20TL - http://www.myspace.com/thieveslikeus - Haftanın önerisi
07 Ocak Cuma - Adam Freelan @ Indigo / 23:00 /25 TL - http://www.myspace.com/adamfreelandmusic
07 Ocak Cuma - Teoman @ JolleyJoker / 22:00 / 56 TL
11 Ocak Salı – Move D & john Roberts @ Otto Santral / 23:00 / 20 TL - http://www.biletix.com/event.htm?id=MLOTB
12 Ocak Çarşamba – Manner @ Salon / 21:30 / 25 TL - http://www.biletix.com/event.htm?id=LQS81
14 Ocak Cuma – Sezyum @ Kiki / ücretsiz
14 Ocak Cuma – Athena Unplugged @ Babylon / 22:00 /35 TL - Haftanın önerisi
14 Ocak Cuma – The Subways DJ Set @ Roxy / 23:00 / 20 TL - http://www.myspace.com/thesubways
19 Ocak Çarşamba – Oi Va Voi @ Babylon / 21:30 / 35 TL - http://www.myspace.com/thesubways
20 Ocak Perşembe - Oi Va Voi @ Babylon / 21:30 / 35 TL - http://www.myspace.com/thesubways
21 Ocak Cuma – 123 @ Peyote / 00:00 / 20 TL - http://www.myspace.com/123fromistanbul
21 Ocak Cuma – Boy George @ 360 / 00:00
22 Ocak Cumartesi – Coldplay Tribute Show @ Hayal Bistro / 22:00 / 28,50 TL - http://www.coldplace.co.uk/default.asp - Haftanın önerisi
22 Ocak Cumartesi – Insomia by Beck’s 70’s @ The Hall / 22:00 / 30 TL
28 Ocak Cuma - Nazım @ Kiki
Bu resimle başlamam gerek adaya gitmeyenler için bir ön gösteri, gidenlerin ise anıları tazelensin.
Efendim festival, konser, odur, budur yazıyorum peki tatil yazmıcak mıyım? Çok güzelse yazmak gerek derim:)
Cömert ev sahibimizin teklifi ve bir kaç küçük ayarlama ile İstanbul’un en sıcak günlerinden bir Cuma’sında kendimizi yollarda bulduk. Sıcağın etkisi, uzun zamandır görüşülmemenin verdiği sohbetler, Ayçiçeklerinin neden başlarını döndürdükleri, işin stresi, iş stresinin yolculuk boyunca devam etmesi, aman yetiştik yok yetişemedik kaldık Çanakkale’de derken kendini 1,5 saatlik araba vapurunda dünyanın en sakin saatinde sessiz sedasız gemi ile yolculuk ederken bulmak. Benim bu seneki ilk tatilim böyle başladı. Görüp görebileceğiniz en güzel gün batımlarından birini izlerken oluşan muhteşem bulut oyunları ile Gökçeada’ya vardık. Şanslıydık çünkü adayı tanıyan bilen biri kullanıyordu arabayı yoksa cok feci kaybolurduk. Cidden! zifiri karanlıkta farkında olmadan bir sürü köy geçiyorsun… Neyse yolumuzu yurdumuzu evimizi sapasağlam bulduk. 6 saatlik yolculuk sonrası daha önceden gelen dostların bahçede mangalı ve yemekleri hazır etmesı keyfimize keyif kattı. Gece 12:30’da oturulan mangala + rakı masasından sabah 5:30 civarları kalkılabildi. Eh keyif dedik ya tam keyif!
Geçelim bunları adaya gelelim biraz, geçen sene Bozcaada’ya gitmiş bayılmış aşık olmuş ben, sanırım Bozcaada gibi küçük tatlı bir yer bekliyordum. Onun yerine kocaman kocaman bir ada buldum. Her şey birbirine uzak adanın yüzde %80’i askeriye sanırım. Ama bir de denizi var ki görmek gerek, yüzmek gerek, atlamak, zıplamak, dalmak gerek…Ne soğuk, ne sıcak tam kıvamında ince kumları ile Kefalos plajı muhteşem!
Evimize dönerken yolda Dibek kahvemizi içtik,küçük Rum köyleriniz gezdik, Damla Sakızlı muhallebi ile dünyanın en iyi dondurmasını yedik. Akşama Tepeköy’e gidin dediler oraya doğru yollandık. Aman o da nesi bir insan evladı, bir canlı, bir elektirik hiç ama hiç bir şey yok yolda. Karanlığa doğru yol alıyorsun bir farın bir de çevreyi görbilmen için Ay var. Sadece Ay’ın aydınlattığı karanlık bir göl ve tepeler; insana bir yandan hafif ürperti veriyor, bir yandan da o kadar çekici ki o karanlığa sessizliğe gidip dibine kadar bunu yaşamak istiyorsun. Bir daha nerede bulucan böylesini, şehir insanıyız ne yazık ki, doğadan uzaktayız, sessizlikten, sadece ay ışığının aydınlattığı tepelerden uzak kendi gürültümüzde, kaybolup gidiyoruz.
Tepeköy’de vardığımız Yorgo’nun yerinden pek memnun kalmadık ama olsun sohbet var dostlar, yeni dostlar ve bir de rakı…bunlar yeter. Kasabaya inip insanların arasına karışalım dedik fakat yapacak hiç bir şey olmadığından evimize, bahçemize geri dönüp içkimize devam ettik. Sabah olup gün ağarınca evden çıkalım güneşi bulalım derdi ile, bulunduğumuz köyde gezinirken ağaçlardaki dut, karadut, erik ve değişik bir sürü meyve yedik ve saatin 7 olması ile biraz uykunun tama zaman olduğuna kara verdik.
(Bahçemiz)
Gökçeada’daki son günümüzde rüzgar sörfününde en iyi yapıldığı yer olan Kefalos’a tekrar gittik (bunda diğer koylarda tesis olmamasınında etkisi büyük tabi.) Kumsaldaki son yürüyüşlerimizi yaparken çamur kaplı insanlar görünce buranın çamurunun da meşhur olduğunu! fakat bu çamurun aslında Flamingo boku olduğu öğrnedim. Iyhh! Hak veririsiniz ki bunu bildikten sonra çamurlu gezen insanlara bakışım bir parça değişti. Tamam anladık çamur cilde iyi geliyor falan filan da ah be kardeşim başka yolları da var bunun illa ki bokmu sürücen!
Kasabanın mantıcısında yenen güzel mantı ile birlikte yavaş yavaş batan güneş ile birlikte, rüzgar sörfü süper bir şekilde yapabildiğiniz, her yerinde meyve ağacı olan ve hiç çekinmeden koparıp yiyebileceğiniz, tatlı Rum köyleri misafirperver insanları, beyaz kumsalı, çamuru, tuz gölü, zifiri karalık tepeleri ile sizi başka diyarlara götüren Gökçeada’dan ayrıldık.
Eveeeet “Tek aşk” zamanı geldi ve geçti gidenler gitmeyenlere anlatsın bende buradan küçük bir özet geçiyim..
Efes Pilsen One Love’a geçen sene katılamayan biri olarak ilk defa Santral’de bir festival izledim, girişteki kontorlden yemek yerlerinin düzenlenmesine kadar cok iyi bir festival alanıydı. Çok büyük değil ve arkalardan da çok rahat ana sahne gözüküyordu. Cumartesi günün muhteşem güneşi ve ağır sıcak havası nedeni ile ancak 5:30 gibi varabildik alana. Bu arada cidden 15 dakikada Akmerkez’den Santral’e vardık! Buradan orası uzak diyenlere duyrulur. Geldiğimiz gibi bu sene festivalin ana görseli olan rengarenk … aldık ve sahnedeki Sattas ile festivalin coşkusuna kaptırdık kendimizi. Sıra beklemeden alınan buz gibi biralarımız ile Samsung sahnesindeki air gitar yarışmacılarını izlemeye başladık. Daha komik bir yarışma olamaz sanırım inanılmaz komikler ve kafaya koydun seneye sahnede bende olucam! Air gitarı bırak air band kurabileceğim bir kaç arkadaşımda mevcut acaba hazırlıklarak başlasak mı ?? Neyse sonuç olarak başka bir festivalde bu yarışmayı yakalarsanız oturun izleyin cidden keyifli :)
Bir yandan Festivali gezerken bir yandan kulaklarım ve gözlerim ana sahnedeydı. Ve aylardır beklediğim an geldi The Whitest Boy Alive sahnedeydi! 2 farklı grubu ile de müzik zevkimi yeni yeni yerler taşımış aylarca günlerce dinlediğim ve hala dinlemekte olduğum şarkıların sahibi Erlend tatlı kıvırcık kızıl saçları ile karşımdaydı. O andan itibaren Tamam dedim Budur başka söze gerek yok kendini şarkılara bırak!

(Zaten nasıl dans ettiysem akşam bacaklarım beni öldürüyordu.) Konumuza dönelim.. 1517, intentions derken ne yazık ki bu süper performans da bitti. Siz siz olun bir daha buraya gelirlerse mutlaka gidin.Kulaklarımızda “1517” yerimize dönüp çimenlerin üzerine tam yayılmıştık ki o da nesi Fischerspooner haydi hoop ayağa dans etmeye!! Dj seti ile gelen Fischerspooner seyircilerle en çok iletişime geçen grup oldu. Casey Spooner seyircilerin üzerine atladı! atlamak da nesi aslında seyirci denizinde yüzmeye çıktı. Dalgalar kendisini ordan oraya attı bazen battı bazen çıktı bu yolculuktan çok zevk aldı mı bilmiyorum ama festivalciler tarafından bu hareketin baya sevildiğini söyleyebilirim.

Bir yemek arasından sonra yine çimlere uzanmaya vakit kalmadan Groove Armada sahneye çıktı. Muhteşem lazerler şovları ile Tek Aşk’ta bulunan herkesi coşturmayı başardılar. Eski albümlerine oranla tarzlarını biraz değiştirmiş olsalarda eğlendik mi eğlendik! Dans ettik mi ettik! tamam canım daha ne isteyelim :)

Erken biten gruplardan sonra Oldie but Goldies partisi girşin yanında başladı. Hızını alamayanlar hemen çadıra koşarken biz kullaklarımızda Groove Armada, ağzımız ise 22 Temmuz’da gelecek olan The Cranberries’in şarkıları ile çimenlere uzandık.
2. güne talihsizliklerden dolayı gidemesemde ( geçen sene de aynı dönemde yine bir pazar günü yağmur yüzünden en çok beklediğim grubun çıkacağı festival günü iptal edilmişti. Sen kalk istanbul’lardan yurtdışına çık konser iptal edilsin cık cık olur mu hiç neyse ) gidenlerden aldığım heabere görei biraz yağmurlu, biraz çamurlu, biraz güneşli ve bol müzikli geçmiş. The Ting Tings kulağımda yağmurda yürürken bir dahaki sene One Love’ın hangi grupları getireceğinin hayallarine dalıp saygılar sunuyorum…
Yeni bir liste ile karşınızdayım!! Biliyorum Haziran’ın ilk haftaları kaçtı ama gerçekten inanılmaz yoğun günler iş -güç :) Haziran’ın ilk haftasında bazı konserleri, Bebek Festivalini kaçırmış olsanız da sakın üzülmeyin!! Bu ayın bombaları daha gelmedi bile. Yaz demek tatil demek diyenlere ayrıca festivallerin de olduğunu hatırlatarak Haziran ayı listemi paylaşıyorum… Bol denizli, havuzlu, güneşli, danslı Haziranlar! Enjoy! 16 Haziran Çarşamba - La Venexiana @ Aya İrini Müzesi / 20:00 / 100 - 80 - 60 TL http://www.iksv.org/muzik/program.asp?EID=11 18 Haziran Cuma - Kung Fu @ Dogzstar / 23:00 / http://www.myspace.com/kungfuband 18 Haziran Cuma - Teoman @ JolleyJoker / 22:00 / 46 TL http://www.biletix.com/event.htm?id=LLBK4 19 Haziran Cumartesi - Efes Pilsen One Love Fest @ Santralistanbul / 14:00 / 50 TL Kombine : 75 TL http://www.biletix.com/event.htm?id=LLON2 - Haftanın önerisi 19 Haziran Cumartesi - Barış Bergiten & Mr No Name @ Lokal / 23:00 / 20 Haziran Pazar - Efes Pilsen One Love Fest @ Santralistanbul / 14:00 / 50 TL Kombine : 75 TL http://www.biletix.com/event.htm?id=LLON2 - Haftanın önerisi 23 Haziran Çarşamba - Gotan Project @ Küçükçiftlik Parkı / 20:00 / 89 TL http://www.myspace.com/gotanproject - Haftanın önerisi 23 Haziran Çarşamba - Viyana Flarmoni Orkestrası & Riccardo Muti @ Haliç Kongre Merkezi / 20:00 / 150 - 120 - 80 TL http://www.iksv.org/muzik/program.asp?EID=17 25 Haziran Cuma - Sonisphere Fest.@ İnönü Stadı / 13:00 / 132 - 104.5 - 73 TL http://tr.sonispherefestivals.com/ 25 Haziran Cuma - Gripin @ Çubuklu Hayal Kahvesi / 00:00 / 35TL http://tr.sonispherefestivals.com/ 26 Haziran Cumartesi - Sonisphere Fest.@ İnönü Stadı / 13:00 / 132 - 104.5 - 73 TL http://tr.sonispherefestivals.com/ 27 Haziran Pazar - Sonisphere Fest.@ İnönü Stadı / 13:00 / Bilet Tükendi http://tr.sonispherefestivals.com/
Yine bir haftasonu, yine bir festival Bu Cumartesi günü Miller Freshtival’deydik. Çok kalabalıktı, çok güzeldi,erken kaçmam gerektiği için (süper dost jü) Mika’yı izleme fırsatım olamadı fakat orada geçirdiğim saatler bile bana yetti.
İlk defa gittiğim Miller Freshtival’de ortam cidden güzeldi, sıra beklemeden biralarımızı alıp yapay çimlerden yapılan bölgeye çöktük. Etrafımızda mısırcılar, köfteciler, mentoscular ve nutellacılarla birlikte güneşin altında biralarımız içip güzel müzik dinlerken yavaş yavaş kararan hava ile festival alanı bir anda canlandı. Maçka Küçükçiftlik Parkı bir festival alanı olarak çok güzel ciddi anlamda Hazerfen’e, Santral’e göre küçük ama düzenli ve baya temizdi. Alanın içinedeki dönmedolap ve atlıkarınca hala bir lunapark’ta olduğumuzu çok net hissttiriyordu. Ah bi de binebilseydim :s bir dahakine artık.


The Phenomenal Handclap band müzikseverleri yeterince çoşturamasa da güneş altında çimlere yayılıp dinlemek için çok keyifli bir grup hele bayan vokalistleri çok iyiydi.

Norveçli prodüktör Prins Thomas’ın türkçe sözlerle mixlediği şarkıları ile havaya girdikten sonra gece karanlığında The Revonettes ile kalabalık iyice coştu. İyi bir performans sergileselerde ne yazık ki Mika’nın sağladığı enerjiyi tutturamadılar. Yine de performansları çok iyiydi. Bu noktadan sonra gördüklerimle değil duyduklarımla yazıyorum. Kimle konuşsam herkes aynı şeyi söylüyor Mika muhteşemiş.

Bir dakika bile durmadan herkes dans edip eğlenmiş tek kötü tarafı programa çok bağlı kalıp 12:05 civarlarında Mika şov bitirmiş.
Bu sene ki Miller Freshtival bitti ama giden gidemeyen herkese önerim, siz siz olun seneye mutlaka gidin, keyifli bir gün geçirin:)
Maçka Küçükçiftlik Parkını çok sevdim. Yakın zamandaki Fatihless/Massive Attack veThe cardigans konserleri için de yine oralarda olacağım :)

Yazamadım bri türlü adidas’tan sonra biraz elim gitmedi biraz yoğunluk geçen haftanın eventini atlamış oldum:( Olsun en azından listemde vardı. Şimdi biraz adidas.
adidas‘a gidenleriniz olmuştur elbet ama gitmeyenlerin fazla bir şey kaçırmadığını belirteyim. Bolca “ben çok tarzım bakın dövmelerim var ve garip giyinirim” insanlarının olduğu ama bir yandan da “bu da neymiş gelelim dans edelim haydi hop cakkıdı cakkıdı” karakterlerini bulunduran, geri kalanlarınında zaten maksimum 2 saat kalıp çıktığı bir gün oldu.
Dışarısı güzeldi, solum da kaykaycılar ve efsane adidas volsvogen’ı sağımda sahne ve adidas kıyafetler, bolca salatalık, bira. Dinlediğim kadarı ile çıkan gruplar iyiydi tabi bu dışarı için geçerli. İçeride ise yani Antrepo’da yoğun bir duman ve sıcak hava ne yazık ki insanları dışarı çıkmaya zorluyordu. Yine de ilk sefer icin iyi organize edilmişti. Benim için en iyi yanı orada kıyafetlerin satılması oldu:) Tabi ki de aldım hem de çok severek! Evet bir ara kararsı kaldım :P ama sağolsunlar karar vermeme yardım eden arkadaşlarım vardı!

adidas partisini sevdik devamını da bekleriz !
Chill Out‘a gelecek olursak 2 günlük çekim nedeni ile gidemeyeceğimi düşünürken çikletten çıkan yardım meleği ile kendimi akşam Kemer’de buldum. Yağmur, çamur, gitsek mi? gitmesek mi? sohbetlerinin ardından katılım yine bu senede çok yüksekti.
Hava muhalefeti nedeniyle bir çok insan son dakika gitmeye karar verdi yani Chill Out fln süper tamam ama ıslak yerde yağmurlu havada da olmazdı ki dimi yani ? Sonuç olarak Cumartesi yağan yağmur sonrası pazar mis gibi hava da yine süper bir festival gerçekleşti. Tabi ben çekimde olduğumdan tamamen uzak bir şekilde gidecek arkadaşlarıma “aa gidin gidin kesin güzeldir”, “boşver yağmaz yağmur git sen” diyerek gaza getirme çabalarındaydım. Çekimimiz 2 gün boyunca çalışmamı sağlamış olsa da bol kahaka ve yemek olunca pek de çalışıyor gibi hissetmedim. Çok yakında cidden bomba gibi bir kampanya geliyor şimdilik bu konuda bu kadar bilgi yeter…
Ben çekimde dolanırken bir çikletten çıkan hadi Chill Out’a gidiyorum sende geliyorsun teklifi üzerine kendimi bir anda yollarda buldum ( hem yardım meleğine hem de süper dostuma teşekkür ederim ). O yoldan mı giricez, burdan mı çıkıcaz derken güneş batmadan Kemer’de çimenlerdeydim (10 dakika sonra güneş battı) Herkes her zaman ki gibi her yerdeydi çimenlerde, tepelerde, biralar binboalar ellerde…Bildiğiniz Chill Out ama hava kararınca sanırım gündüz var olan kalabalık azalmıştı. Bir grup dinleyebildim…CARAVAN PALACE… kesinlike süperlerdi çok eğlenceli bir grup insanın devamlı zıplayası dans edesi geliyor ( evet cidden zıpladım :P) şiddetle tavsiye ediyorum kendilerini.

Uzun lafın kısası bir Chill Out daha çimenler de, biralar, binboalar ile geçti gelemyenlere kısmet seneye diyorum.
Bu haftanın önerisi ise çok yakında yine burada olacak…

Bu haftanın önerisi tabi ki de “adidas Street party!!”
Uzun zamandır böyle bir etkinlik bekliyordum hele bu sene yapılacak olan Chill Out’ta adidas yastıklarının üzerine uzanamayıp, adidas yelpazem ile serinleyemeyeceğimi düşününüp ah adisas’ım neler oldu sana Chill out’u öksüz bıraktın diye hayıflanırken, bomba gibi adidas partysi haberi kulağıma geldi!!
Geçen seneki House party konseptini bu sene sokağa taşıyan adidas Karaköy Antrepo’da daha önce topraklarımıza adımlarını atmamış kişileri bizlerin karşısına çıkartacak.
Toprakalrımızda ağırlayacağımız 2 yeni isimden ilk MYLO kendisi dans müziğin son yıllardaki bombası olarak adlandırılabilir.

Bi diğer grubumuz ise New Young Pony Club valla kendilerini araştırdım dinledim iyi grup eğlenceli keyifle dinlenir derim.

Peki orada başka neler olucak? Kimler sahne alacak? Multitap, Soaked, Bon Mod, Ramadan ve Funk You gibiyeni grupları da dinleme şansına erişebilirsiniz. Bu gurplardan Bon Mod 21 Mayıs’ta Ghetto’da Robots In Diguise ile birlikte sanhe alacak ilgilenenelerin dikkatine! Multitap ise kendine kemik bir hayran kitlesi bulundurmaya başlayan dikkat çeken bir diğer grup.

Tabi sadece kulaklarımızı müziğe doyurmuyoruz aynı zamanda Karaköy’de sokak tiyatrocuları, kaykaycılar, free runnerlar, graffiticiler ve sokak dansçılarını da izleme olanağına sahip olucaz.
Tamam iyi güzel bir sürü grup var, sokak dansçıları, graffiticiler var muhteşem ama benim için en güzeli adidasın partisi olması!!! Beni az çok tanıyanlar bilir nerdeyse fanatik derecesinde adidası severim ve benim için bu partiye gitmekten daha iyi bir haftasonu olabileceğini sanmıyorum :)
En güzel adidaslarınızı giyin ve sokak partisinin keyfini çıkartın derim :)

Ne zaman, nerede: 15 Mayıs Cumartesi Karaköy Limanı Antrepoları’nda.
![]()